Deri Tasarımı Ve Saraciye

Tkhv.org.tr » Sanat Atölyeleri » Deri Tasarımı Ve Saraciye
Deri Tasarımı Ve Saraciye

Deri Tasarımı Ve Saraciye

İnsanlığın var oluşundan günümüze kadar çeşitli alanlarda kullanılan deri, sağlık, korunma ve ısınma gibi amaçlarla kullanıldı. Günümüzde de aynı amaçlara ek olarak giyim, dekor, aksesuar olmak üzere birçok alanda öne çıkıyor.

 

M.Ö 3500 yıllarında ilk insanlar, duman ve hayvan yağlarını kullanarak tabaklama gerçekleştirdi. 1800’lerde ise güvercin ve köpek dışkılarıyla tabaklama gerçekleştirilirken, günümüzde ise bitkisel yağlar, krom, fiziksel, yapay gibi birçok yöntemle tabaklama yapılmaktadır. Anadolu’da deri ve deri ürünlerinin yüzlerce yıllık geçmişi olan Türk El Sanatları içerisinde ayrı bir yeri vardır. Deri, büyük, olgun hayvan gövdelerini kaplayan oldukça kalın, sert, dayanıklı ve esnek bir örtüdür. Kılı ve yünü giderilmiş ham hayvan derisi, teknik yöntemlerle uygun şekilde işlendiği takdirde, birçok alanda kullanılabilir. İlk çağlardan itibaren insanların doğa şartlarına karşı koymak amacıyla, örtünme ve barınma ihtiyacından ortaya çıkan dericilik, göçebelikten yerleşik düzene geçen insanların kendi eşyasını üretmek amacıyla deri işlemeciliğine evrilmiştir.

 

Deriyi işleme ve deriden elde edilmiş ürünler ele alındığında, Anadolu’nun Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarının yanı sıra Çatalhöyük, Boğazköy (Hattuşaş), Alişar’da yapılan kazılardan çıkarılan deri parçaları da dikkat çekmektedir.  Örneğin Ankara’daki Anadolu Medeniyetler Müzesi’nde sergilenen, Muş yöresine ait tunç lahitlerin üzerini kaplayan deri örtüler, bu sanatın tarih akışında ciddi manada kullanıldığını ortaya koymaktadır.

 

Türklerin İslam dinini kabul etmelerinden sonraki süreçte, değişik coğrafyalarda ortaya koyduğu sanat ürünleri Türk-İslam sentezi içinde gelişmiştir. Dericilik alanında en zengin örneklere Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde rastlanmaktadır. Anadolu Selçukluları ve beylikler dönemindeki sanat anlayışı bir adım öteye taşınarak, malzeme ve dekorasyonda özgünlük elde edilmiştir. Sanatın ve sanatkarların sultanlar ve yüksek zümre mensubu kişilerce himaye ve teşvik edilmeleri deri işlerinde önemli gelişmelerin yaşanmasına olanak tanımıştır. Selçuklu dönemde sultanlar için eyerler, koşum takımları, çizme, ayakkabılar, kolçak, kemer ve kayışlar, kalkan ve sadak gibi pek çok deri eşya üretilmiştir.

 

Osmanlı döneminde yönetim merkezi olan sarayda deri çok geniş bir kullanım alanı elde etti.Özellikle deriden yapılan eşyalar sanatsal boyutlara ulaştı. Ordunun gereksinimlerini karşılamak  başta olmak üzere deri ayakkabıdan ev ve giyim aksesuarlarına kadar çok sayıda malzeme üretildi.  Bu nedenle Fatih Sultan Mehmet döneminde tabakhaneler Kazlıçeşme’de deri ürünleri imalatçıları ise Saraçhane’de toplandı. Bu dönemde deri sepilemesinde geliştirilen özelyöntem sayesinde dünyaca ünlü kırmızı sahtiyan derisi elde edildi. Öte yandan Fatih Sultan Mehmet ayrıca, 23 Mayıs 1463 yılında dünyanın ilk loncası(meslek odası) olarak yer alan saraçlar odasını kurdu. Ayrıca buraya bir de sancak hediye ederek (192×133 ölçülerinde) deri zanaatkarlarına verdiği değeri gösterdi. Sultan Fatih’in deri zanaatına verdiği değeri gösteren el yazısı fermanlar, halen Saraçlar Odası’nda yer alıyor.

 

Caferağa Medresesinde deri derslerinde, kalıp çıkarma, kesme-dikme ve desenleme gibi çalışmalar yapılarak, ürün elde elde edilecek. Ardından tasarlanan modele uygun rivet, çıtçıt, kuş gözü, toka gibi aksesuarların takılması ve ham derinin ıslatılarak şekillendirilmesi ele alınacak. Derslerde ürünler üzerine desen çalışmalarının yanı sıra 3 boyutlu şekillendirme yapılacak olup, çalışmaların ardından ev dekorasyonu, aksesuar, giyim ve tablo gibi birçok eser elde edilebilecek.

 

Ürün yapımında kullanılan deriler için hayvan kesimi yapılmamakla birlikte, hali hazırda kesilen hayvan derileri zayi olmasın diye ürüne dönüştürülüyor. Sıfır atık, sıfır elektrik enerjisi, tamamen el emeği ile çalışmalarımız yapılacaktır.

 


Sizi bilgilendirmemiz için tıklayın.
Yazdır